Hazır saatlerden söz açılmışken..
Zamanın durduğu ve herhangi bir saatin ulaşamadığı sıradan bir saniyede, göz gözü görmez zifiri bir ormandaki özenle seçilmiş çam ağaçlarının arasından iki yüzük parmağı kalınlığında akan, ve güneşin özellikle ışığını ona yansıttığı buz gibi tertemiz bir suyun kenarında; bir büyük rakı açıp koklayasım var..
Ve işte tam orada düşer aklına; soru işaretleri yorgunluğunu haykırırken ünlemlere dönüşür, noktalarını da altına değil tam üstüne koyar, bir gözünü kırpmış gibi.. Ardından ağaçların arkasından harfler belirir, göz ucuyla seyrederler seni.. Kiminin bakışları anlamlı, ama anlamsızlar daha bir dikkat çeker..
Hayatın en gerçekçi yerinde, ve yapayalnız bir kalabalıkta; her zamanki gibi düşünmeyen ‘ağaçların’ tam ortasında!!
Kaçmak gibi bazen, arada bir duymazdan gelmek, belki biraz da anlamaktan korkmak gibi; gözlerini kapatıp, beynini boşaltıp, boş boş düşünmemek..
Ama sen böyle yapma!! Sen hayaller kur, öylesine de olsa umutlan.. Çiçeklerden yaptığın yüzükleri o berrak suya bırak, gidişine de izin verme!! Kendini ormanda saklananları bulmaya ada..
Biliyorum anlamadın;
Zaten anlasaydın, çoktan bulmuştum!!