Pek çoğunuzun bildiği üzere, geçen hafta yaşadığımız tatsız olaylar bugün de uzun süre boyunca devam etti. Yaşananları haber yapmak istedim, ama duygularım çok ağır bastığı için köşe yazısı olarak yayınlamanın daha uygun olduğunu düşündüm.
Malum gruplar yine huzursuzluk yarattı, emniyet güçlerimiz durumu kontrol altına aldı. Pek çok mecrada en özet olarak bu bilgileri içeren haberleri okuyacaksınız zaten. Duyduğuma göre yine yaralanma vakaları olmuş, acil şifalar diliyorum. Benim bahsetmek istediklerim, hiçbir yerde okuyamayacağınız şeyler.
Geçen hafta hepimizi çok üzen olaylar, bugün öğle yemeği vaktinde yemekhanede yine alevlendi. Saat 12 sularında yine sopalarla birbirine giren öğrenciler, onları ayırmaya çalışan güvenlik görevlileri sahnedeydi. O anda yemekhanede bulunurken haberci bakış açısıyla bunları görüyorsunuz. Oysa benim gördüğüm, telaşlanan, yemeğini yarım bırakıp oradan uzaklaşan öğrenciler oldu. Yemekhaneden çıktıktan sonra bile olanları konuştular, akıllarına kötü bir anı kazındı belli ki. Rahatsız oldular veya sinirlendiler belki de. Yemekleri ziyan oldu, İTÜ'ye bilim öğrenmek gelenler karınları yarı aç kalktılar sofradan...
Tekbir getiren öğrencilerin sesi, bağrışmaları, 2 saatlik dersimi 4-5 defa böldü. Nereden bağırıyorlardı bilmiyorum, Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik bölümündeki yüksek lisans dersliğinden duyulurdu ama... Bu güzel havada, güneş gören bir sınıfta pencereler kapalı bir şekilde ders görmek zorunda bıraktılar beni ve sınıfımı. Bağrışmalar, öğretim görevlimizin anlatacağı konuyu unutturdu, veya formulü karıştırdı. Bilemiyorum, aklım AVM'de dersten çıkmamı bekleyen misafirimdeydi. Dışarıda kıyamet koparken, arkadaşım dışarıdayken ben derse daha fazla konsantre olamadım.
Çok merak ediyorum ki, kaç kişinin ailesi merak edip aradı? Kaçınızın sınavı vardı? Kaç kişi rahatsız oldu? Bugün defalarca haykırdığınız söze gönülden inanıyor musunuz acaba? "Allah en büyüktür!"([url=http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=152620]bkz.[/url]) diyenler, sebep olduğunuz aç kalanlar, ziyan olan nimetler, telaşlanan analar için sizleri bağışlayacağını mı düşündünüz acaba? "Ata'mızın kemikleri sızlıyor, bik, bik" diye öterken düşündünüz mü bilim öğrenmezseniz nasıl kendi ayaklarında duracak bu ülke? Kendinize görev edindiğiniz bu zırvalıkları, zorbalıkları yaparken başöğretmen dediğiniz Ata'nızın kemiklerini daha mı az sızlattınız acaba?
Bugün Allah için ne yaptıysanız, sizin aranızdadır, beni ilgilendirmez. Atatürk için ne yaptıysanız, rahmetle anıyorum, beni ilgilendirmez. Ancak yaptıklarınızın, kardeşliği, dünya barışını dileyen, öğütleyen Allah için, Atatürk için olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Yargılamak haddim değil, ama yine de sorarım size bugün dünya için, insanlık için ne yaptınız?