
Cepheden şantiyeye bir İTÜ'lünün Cumhuriyet Mücadelesi: Süleyman Sırrı Aral
Cumhuriyet'in ilanı, yalnızca yeni yönetim şeklinin değil, aynı zamanda küllerinden doğan bir ülkenin imar seferberliğinin de başlangıcıydı. Savaştan harabe halinde çıkmış Anadolu'ya hayat vermek için kalem ve cetvel, süngünün yerini almıştı. Bugünkü İTÜ'nün temellerini oluşturan Mühendishane'nin yetiştirdiği teknik kadrolar, bu büyük dönüşümün görünmez kahramanları olarak tarihe geçti. O kahramanlardan biri olan Süleyman Sırrı Aral, çizim masalarından Anadolu'nun tozlu şantiyelerine uzanan ömrüyle Cumhuriyet'in inşasına damga vuran isimlerin başında geliyordu.
Selanik'ten Mühendishane sıralarına uzanan yıllar
Süleyman Sırrı Bey, 1874 yılında Selanik'te dünyaya geldi. Selanik'teki eğitimini tamamladıktan sonra 1889 yılında sivil mühendis yetiştirmek üzere Mühendishane-i Berr-i Hümayun bünyesinde kurulan Hendese-i Mülkiye'ye, bugünkü adıyla İTÜ'ye girdi. Yedi yıllık zorlu mühendislik eğitimini 1896 yılında başarıyla tamamlayarak ülkenin ilk sivil inşaat ve su mühendislerinden biri olarak mezun oldu. Eğitim yıllarını ve okulun sıkı disiplinini hatıratında şu sözlerle anlatır:
"Mektebe yüz yirmi kişiyi mütecaviz talip vardı. Bunlar arasından on sekiz yirmi kişi alındı. Fakat bunların ancak dördü sınıfta kalmadan tahsillerini bitirebildi."
Savaş sonrası Anadolu
Milli Mücadele yıllarında cephe gerisinde ter döken Mühendishane mezunları, askeri zaferin kazanılmasının ardından bu kez çok daha zorlu bir sınavla karşı karşıya kaldı. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildiğinde, yıllarca süren savaşlardan çıkmış Anadolu'da ne yeterli karayolu ne de sağlıklı bir su şebekesi bulunuyordu. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin kalbi olarak seçilen Ankara ise o günlerde bataklıklarla, salgın hastalıklarla ve susuzlukla mücadele eden küçük bir bozkır kasabası görünümündeydi.
Bozkırın ortasında yeni bir başkent ve Cumhuriyet
Genç Cumhuriyet'in kurucu kadroları, kağıt üzerinde ilan edilen bağımsızlığın ancak mühendislik ve bayındırlık hamleleriyle kalıcı olabileceğinin farkındaydı. Bu doğrultuda, Osmanlı döneminden itibaren Adana, Bağdat ve Hicaz gibi bölgelerde önemli su ve altyapı projeleri yürüten Süleyman Sırrı Bey, yeni devletin imar çalışmalarını yönetmek üzere Ankara'ya davet edildi. Önce Nafia Müsteşarlığı görevine getirilen Süleyman Sırrı Bey, 19 Ocak 1924 tarihinde kurulan hükümette Nafia Vekili (Bayındırlık Bakanı) olarak görevlendirildi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk mühendis bakanı unvanını aldı.
Süleyman Sırrı Bey, bakanlık koltuğuna oturduğu ilk günden itibaren vaktinin çoğunu makam odasında değil, Anadolu'nun şantiyelerinde ve harita masalarında geçirdi. Başkent Ankara'nın modern bir şehre dönüşmesi için su kaynaklarının şehre getirilmesi, bataklıkların kurutulması ve yeni devlet binalarının inşası süreçlerini bizzat yönetti. Aynı zamanda İzmir İktisat Kongresi'nde alınan kararlar doğrultusunda, ülkenin kendi kendine yetebilmesi için 1924 yılında "üç beyaz" olarak adlandırılan un, şeker ve pamuk üretimini arttıracak Adana Ovası'nın ıslahı ve sulama projelerini hazırladı.
Cumhuriyet'in ilk mühendis Nafia Vekili (Bayındırlık Bakanı) Süleyman Sırrı Aral
Anadolu'yu demir ağlarla ören Mühendishane ruhu
Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki en büyük mühendislik seferberliği ise demiryolları alanında yaşandı. Yabancı şirketlerin elinde bulunan hatların millileştirilmesi ve Anadolu'nun dört bir yanının demir ağlarla örülmesi hedefi, Mühendishane kökenli mühendislerin omuzlarında yükseldi. Süleyman Sırrı Bey, bakanlık görevinin ve sonrasında milletvekili olarak yer aldığı komisyonların bir parçası olarak Türkiye'nin ulaşım politikalarının temelini attı, yerli mühendis ve teknik personel yetiştirilmesinin önemini vurguladı.

Şantiyelerde geçen bir ömrün görev başında vedası
Genç Cumhuriyet'i ayağa kaldırmak için gece gündüz demeden çalışan Süleyman Sırrı Bey'in temposu, sağlığını da ciddi şekilde etkiliyordu. Mart 1925'te bakanlık görevinden ayrılmasına ve doktorların dinlenme tavsiyelerine rağmen şantiyeleri denetlemekten vazgeçmeyen Süleyman Sırrı Bey, 1925 yılının Aralık ayında İstanbul Mebusu ve uzman mühendis kimliğiyle Samsun ve Edirne demiryolu hatlarını incelemek üzere seyahate çıktı. Bu teftiş gezisi sırasında ağır şekilde hastalanarak Ankara'ya döndü ve 15 Aralık 1925 tarihinde, henüz 51 yaşındayken görev başında hayatını kaybetti.
Mühendishane'den geleceğe uzanan Cumhuriyet meşalesi
Savaştan çıkmış bir ülkeyi bilimin ve mühendisliğin ışığında yeniden inşa eden Süleyman Sırrı Bey, ardında modern Türkiye'nin altyapı temellerini ve kendisinden sonra gelecek binlerce İTÜ'lü mühendise ilham olacak bir Cumhuriyet mirası bıraktı. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Cumhuriyet'i kuran ve onu alın teriyle yükselten tüm kahramanlarımızı ve mühendislerimizi bu anlamlı günde saygı ve minnetle anıyoruz.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!

