İTÜ’de yoklama için pahalı tercih: 250 doları aşan cihaz
İTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi’nin 23 Mart 2026 itibarıyla havuz derslerinde başlattığı "dijital yoklama" sistemi, teknolojik bir atılımdan ziyade bir bütçe ve öncelik krizini işaret ediyor. Restoranlarda sipariş almak için tasarlanan 250 Dolarlık (+KDV) terminallerle yoklama alma tercihi "İTÜ'nün önceliği nitelikli eğitim mi, yoksa kısıtlı bütçeyi takip öncelikli harcamalara savurmak mı?" sorusunu gündeme taşıdı.
Yurtlardan sınıflara: Gözetim ağı genişliyor
Hatırlanacağı üzere, 24 Şubat 2026 itibarıyla İTÜ yurtlarında imza sisteminin yerini alan turnikeli geçiş sistemi, öğrencilerin giriş-çıkışlarını saniye saniye kayıt altına almaya başlamıştı. Yurtlardaki bu denetim dalgası henüz tartışılırken rektörlük bu kez rotayı dersliklere kırdı. Fen-Edebiyat Fakültesi'nin son açıklamasıyla birlikte; Fizik, Kimya ve Matematik gibi havuz derslerinde el terminaliyle yoklama dönemi resmen başladı. İTÜ’nün vizyonuyla tezat oluşturan bu denli sıkı yoklama takibi, öğrencilerin sistemin gerekliliğinin sorgulanmasına yol açıyor.
Birim başına 250 Dolar+KDV: Bu "lüks" kimin için?
Birim maliyeti kullanılan yazılım harici 250$+KDV (26 Mart 2026 itibarıyla 11.091 TL) olan bu terminallerin, onlarca şube ve yedek cihazlarla birleşen toplam faturası dudak uçuklatıyor. QR kod gibi maliyetsiz dijital alternatifler dururken, binlerce dolarlık bu kaynağın hangi kriterlerle malum firmaya aktarıldığı ve ihale sürecinin şeffaflığı ise tam bir muamma. Eğitim bütçesinin, basit bir veri aktarımı için bu denli tartışmalı bir donanım yatırımına feda edilmesi kamu kaynaklarının ne denli savurganca ve şeffaflıktan uzak şekilde harcandığının en somut kanıtı niteliğinde.
Restoran otomasyonuyla akademik takip
Binlerce öğrencinin eğitim gördüğü havuz derslerini kapsayan bu sistemin mutfağında, eğitim teknolojileriyle ilgisi olmayan bir cihaz var: Hillpos HT65 Restoran El Terminali. Masalardan adisyon kesmek için üretilen bu cihazların amfilere taşınması, çözüm üretme sürecinde üniversite yönetimi tarafından kaynakların ne kadar verimsiz kullanıldığını bir kez daha kanıtlıyor. 
Akademisyenlere "lojistik" mesaisi
Yatırımın maliyeti kadar operasyonel yükü de hantal bir yapıya sahip. Ayazağa Kampüsü'nde akademisyenler, ders öncesinde FEB güvenliğine gidip bu pahalı cihazları teslim almak ve ders bitiminde geri getirmek durumunda kalıyor. Akademisyenleri terminal kuryesine dönüştüren bu işleyiş, dijitalleşme iddiasının sadece kağıt üzerinde kaldığını gösteriyor. Tuzla Kampüsü'nde ise cihazların akademisyenlere özel tahsis edildiği iddiaları, kampüsler arasındaki yönetimsel kopukluğu ve bütçe yönetimindeki dengesizliği tescilliyor.
Dijital dönüşüm mü, bütçe çıkmazı mı?
Verilerin doğrudan ÖBS’ye aktarılması bir kolaylık gibi sunulsa da, bu işlemin yüzlerce dolarlık cihazlar olmadan da yapılabileceği teknik bir gerçek. Yemekhane sıralarındaki aksaklıklar ve sistemdeki güvenlik açıkları henüz çözülememişken, yoklama için binlerce dolarlık "restoran donanımı" temin edilmesi İTÜ'nün önceliklerinin öğrenci ve akademisyen faydasından saptığını açıkça ortaya koyuyor.
