
Bitmek bilmeyen kalabalık: Ayazağa'da iğne atsan yere düşmüyor
Ayazağa Kampüsü önceki dönemlerde olduğu gibi 2026-2027 Güz Dönemi’nde de kalabalığıyla anılmaya devam ediyor. Kampüse girişlerde sabah ve öğle saatlerinde oluşan insan trafiği, yemekhanedeki uzun yemek sıraları, öğle ve akşam saatlerinde yer bulunması zorlaşan Mustafa İnan Kütüphanesi birçok öğrenci için önemli bir sorun haline geldi. Çoğu öğrenci bu tarz sebepler yüzünden zamanını verimli şekilde değerlendiremiyor.
Kampüse sığmayan kalabalığın perde arkası
Ayazağa’daki alan yetersizliği sorununun ön plana çıkmasının başlıca nedenlerinden biri olarak İstanbul Teknik Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu’nun Maçka’dan Ayazağa’ya taşınması görülüyor. Hazırlık eğitiminin Ayazağa Kampüsü’ne çekilmesiyle artan öğrenci yoğunluğu, geçtiğimiz iki yıl içerisinde çok daha öncelikli bir sorun haline geldi. Bu sene ise Mühendishane Erkek Kyk Yurdu'nun kampüse inşaa edilmesi de kampüs nüfusunu katlayan diğer bir sebep olarak görülüyor.
19 Kişilik ringlerde 80 kişilik izdiham
Kampüs içindeki bitmek bilmeyen kalabalık, ulaşım hatlarında da kendini gösteriyor. Dersliklere veya yurtlarına ulaşmak için ring otobüslerine yönelen öğrenciler, özellikle ders değişim ve çıkış saatlerinde duraklarda birikmelerle karşılaşıyor. Sefer sayıları genel olarak akışı sağlasa da yoğun saatlerde yaşanan yığılmalar öğrencilere zaman kaybettiriyor. Ekim sonuna yaklaşırken özellikle KYK yurtları hattında otobüslerin kısa sürede tam kapasiteye ulaştığı hatta 19 kişilik kapasitesinden çok daha fazla sayıda yolcu aldığı görülüyor. Bu gibi bazı durumlarda spontane şekilde sefer sayıları arttırılsa da yığılmaların önüne geçmekte yetersiz kalıyor. Gece saatlerinde yurtlar bölgesindeki ringlerde otobüslerin aşırı dolu olması hatta bir otobüsün 80’e yakın kişiyi taşıyarak rekora koşması öğrenciler arasındaulaşım endişesi yaratıyor.
Bu ulaşım krizini körüklediği düşünülen bir diğer husus ise yönetimler arasındaki yetki karmaşası. Yurt idaresi tarafından yapılan bilgilendirmelerde ring hizmetlerinden direkt rektörlüğün sorumlu olduğu ve yurt yönetiminin yetki alanının "çitlerin iç kısmı" ile sınırlı kaldığı, rektörlüğün sözünün ise yurt idaresine geçmeyeceği vurgulanıyor ve şikayetler cevapsız bırakılıyor. Rektörlük ve yurt idaresi arasındaki bu bürokratik sınır, öğrencilerin yaşadığı ulaşım mağduriyetine somut ve kalıcı bir çözüm üretilmesini geciktiriyor. Alternatif ulaşım yolları arayan öğrencilerin kullandığı scooter ve bisiklet gibi araçların ise yurt alanına park edilmesinin yasaklanması, öğrencilerin hareket alanını daha da kısıtlıyor ve ring otobüslerine olan talebi arttırıyor.
Sabah saatlerinde kapısından içeri girilemeyen bir KYK ring otobüsü ve öğle saatlerinde gölet yurtlarına giden ring otobüsü

Alternatif bir ulaşım aracının yurt alanına park edilmesi sebebiyle gelen uyarı
Açlıkla sınayan uçsuz bucaksız kuyruklar
Yıllar önce arı24 arşivlerinde yer alan “yemekhane sırası azalacak mı?“ sorusu, bugün Ayazağa’da birçok öğrenci tarafından sorulmaya devam ediyor. Öğle ve akşam yemeklerinin özellikle başlangıç ve bitiş saatlerinde ciddi bir yoğunluk gözlemlense de bu durum yalnızca bu saatler ile sınırlı kalmıyor. Öğrencilerin farklı zaman aralıklarında işlenen derslerinin olması gibi temel nedenlerden dolayı, yemek servisi verilen zaman aralıklarında, aktif olarak bu sıra ve kalabalık hali sürüyor. Beslenme gibi temel ihtiyaçları karşılaması beklenen alanların bu kadar yoğun olması, öğrencilerin zamanlarından tasarruf edebilmesini engellemekle kalmayıp zamanlarının hatrı sayılır bir bölümünü beklerken geçirmelerine sebep oluyor.
Yemek saatlerinde Merkezi Yemekhane binasının dışına taşan turnike sıraları
Kütüphanede yüzde üçlük dilime girme sınavı
Gün içinde özellikle öğle ve akşam saatlerinde alabildiğince dolu olan kampüs içi sosyalleşme ve dinlenme alanları, boş derslik bulmanın neredeyse imkansızlaşması, sınav dönemlerinde İTÜ’lülerin kayda değer bir çalışma yeri yoksunluğuyla karşılaşmasına sebep olabilir. Zaten 1.250 kişilik mevcut kapasitesiyle 37 bini aşkın öğrenciye sahip Ayazağa Kampüsü'nün yalnızca %3,3'üne aynı anda çalışma imkanı sunabilen Mustafa İnan Kütüphanesi, nüfusu karşılamakta yetersiz kalıyor. Yönetimin kütüphane içindeki idari ofisleri çalışma alanına dönüştürerek ürettiği anlık çözümler, masalardaki sıkışıklığı bir nebze hafifletse de sorunu tamamen çözmeye yetmiyor.
Öte yandan, Haziran 2026'da protokolü imzalanan 24 bin metrekarelik yeni kütüphane binası projesi öğrenciler nezdinde heyecan yaratsa da inşaat sürecinin zaman alacak olması mevcut problemi sona erdirmiş değil.
Akşam saatlerinde Mustafa İnan Kütüphanesi
MED binasında sandalye kapmaca
MED gibi yoğun kullanılan ortak binalarda ders değişim saatlerinde asansörlerin önünde kuyruklar oluşabiliyor. Ancak asansör krizinden ziyade, kampüs genelinde öğrencilerin zorlandığı konuların başında MED'de yer bulabilmek geliyor. Özellikle günün yoğun saatlerinde masaların neredeyse tamamen dolması öğrencilerin beslenmek, ders çalışmak veya bireysel çalışmalarını yürütmek için yer bulmasını gereğinden fazla zorlaştırabiliyor. Öyle ki kütüphanede yer bulamayan veya verimli bir şekilde ders çalışılabilecek alternatif bir alan arayan İTÜ'lülerin akşam saatlerinde bile MED binalarının her birine akın etmesi, binalardaki masa ve sandalye krizinin günün geç saatlerine kadar sürmesine sebep oluyor.
Otopark labirentinde kaybolan zaman
Ayazağa kampüsünde otopark yetersizliği bugün öğrencilerin yer bulamamasına, ders saatlerini kaçırmasına sebep oluyor. Dönem başında gerekli belgeleri tamamlayıp otopark abonman ücretini ödeyen veya HGS sistemine araç plakasını tanımlatan öğrenciler için problem kampüs kapısından içeri girmekle bitmiyor. Öğrencilerin kullanımına açık tutulan sınırlı otopark alanları, ders başlangıç saatleri civarında tamamen doluyor. Kapasitenin sabahın ilk saatlerinde tükenmesi nedeniyle çok sayıda araçlı öğrenci, ders saatine dakikalar kala boş yer bulabilmek için kampüs içinde tur atmak ya da araçlarını yol kenarlarına ve kaldırımlara park etmek zorunda kalıyor.Resmi şartlar sağlansa bile fiziksel kapasitenin yetersiz kalması, araç sahibi öğrenciler için otoparkı bir imkandan ziyade her sabah tekrarlanan bir zaman kaybına dönüştürüyor.

Spor alanlarında sıkışıklık
Kampüsün dört bir yanını saran bu kalabalık ve bekleme hali, öğrencilerin günün stresini atmak için yöneldiği spor alanlarını da es geçmiyor. Günün yoğun saatlerinde adeta nefes almanın bile zorlaştığı salonda, makinelerin başında sıranın kendine gelmesini beklemek ayrı bir eziyete dönüşüyor. Kampüste ne zaman bir şey yapmak istese kendini bir bekleme sürecinde bulan İTÜ’lüler için günün son durağı da kilitlenen bir antrenman seansından ibaret kalıyor.
Bu yaz inşa edilen İTÜ Calisthenics Parkı ise calisthenics idmanlarına yönelik tasarlandığı için kampüsteki ana kapalı spor salonu olan Sağlıklı Yaşam Merkezi’ndeki makine ve serbest ağırlık eksikliğinin ya da kapasite yetersizliğinin önüne geçmiyor.
Vizeler yaklaşırken çözüm bekleyen kalabalık
Kütüphane konusunda geleceğe dönük bazı önemli adımlar atılmaya başlanmışken benzer bir kapasite krizinin yaşandığı ulaşım, yemekhane, otopark veya spor tesisleri tarafında henüz fiziki alanı genişletecek somut bir yeni proje adımının atılmamış olması ise öğrencilerin kampüsteki gelecek beklentisini belirsizlikte bırakıyor.
Dönemin ilk ayında şahit olunan tablo, vizelerin yaklaşmasıyla sorunun ne boyutlara ulaşabileceğini şimdiden gösteriyor. Derslik, kütüphane ve sosyal alan kapasitesinin öğrenci sayısının gerisinde kalması İTÜ’deki günlük yaşamın sekteye uğramasına sebep olabiliyor. Kampüs içi vaadedilen imkanları kullanmanın pratikte zorlu hale gelmesi sadece konforu değil, doğrudan öğrencilerin akademik başarısını etkiliyor. Gerekli adımlar atılmadığı takdirde bitmek bilmeyen bu kalabalık, mekana bağlı bir problem olmaktan çıkıp eğitim kalitesini tehdit eden alışılagelmiş bir kusur haline gelebilir.
