
Kâğıt üzerinde milyonlar, tabakta düşen nitelik: İTÜ yemekhanesinin ihale arka planı
İTÜ yemekhanelerinde öğrencilerin uzun süredir dile getirdiği porsiyon küçüklüğü, menülerin tekdüzeliği ve kalite kayıpları; sosyal medyada gündeme gelen güncel ihale tutanakları ve geçmiş Kamu İhale Kurumu (KİK) kararlarıyla yepyeni bir boyut kazandı. Resmi belgelere yansıyan veriler, tabaktaki nitelik kaybının arkasında yatan idari kararları, tasarruf adı altında uygulanan indirimleri ve tüm bütçe yükünün nasıl öğrencinin sırtına bindirildiğini açıkça ortaya koyuyor.
6 aylık yeni dönem ve 265 milyonluk sözleşme
Yayınlanan belgelere göre, 1 Mayıs 2026 – 31 Ekim 2026 tarihlerini kapsayan 6 aylık yemekhane hizmeti ihalesi tamamlanmış durumda. İTÜ yönetimi, bu 6 aylık hizmet için 371.051.259,12 TL yaklaşık maliyet öngörmüştü. Ancak ihaleyi Yirmi 3 Catering firması, %28,5 gibi oldukça dikkat çekici bir indirim oranı uygulayarak 265.476.259,12 TL bedelle üstlendi.


Öğrencinin sırtındaki bütçe: 302 milyon TL'lik fatura
Normal şartlarda kamu üniversitelerinde yemekhane hizmetinin büyük bir kısmı devlet ödenekleriyle finanse edilir ve öğrencinin turnikede ödediği miktar sembolik bir pay olarak kalır. Ancak yeni dönemde öğün ücretinin 60 TL olarak belirlenmesiyle birlikte ortaya çıkan tablo, bu temel prensibin sarsıldığını gösteriyor.
Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı (SKS) verileri doğrultusunda kampüslerde günlük ortalama 14.000 kişilik yemek sirkülasyonu olduğunu biliyoruz. Günde 2 öğün yemek yiyen bir öğrencinin cebinden günlük 120 TL çıkıyor. Bu veriyi 6 aylık sözleşme süresiyle çarptığımızda karşımıza devasa bir rakam çıkıyor: Yaklaşık 302.400.000 TL.
İhaleyi alan Yirmi 3 Catering firmasının İTÜ ile imzaladığı toplam sözleşme bedeli ise 265,5 milyon TL.
Yani, 14 bin öğrencinin düzenli kullanımı durumunda toplanan para, yüklenici firmaya taahhüt edilen ihale tutarını karşılamakla kalmıyor, kâğıt üzerinde yaklaşık 37 milyon TL'lik bir bütçe fazlası bile oluşturuyor. Üniversitenin bütçesinden karşılaması beklenen ödeneklerin nereye harcandığı ve yemek hizmetinin neden nitelikli bir şekilde teşvik edilmediği ise kocaman bir soru işareti.
%28,5'lik indirimin bedeli: Tabağımızdan neler çalınıyor?
Kamu ihalelerinde indirim oranı, firmanın idarenin belirlediği yaklaşık maliyetin ne kadar altına indiğini gösterir. Gıda enflasyonunun yüksek seyrettiği bir ortamda %28,5'lik bir indirim, kâğıt üzerinde idare açısından tasarruf gibi görünse de faturası doğrudan tabaklarımıza yansır. Maliyetin böylesine altına inilmesi demek; personelin emeğinden veya maaşından kesilmesi, ana öğünlerin sürekli şinitzel gibi ucuz alternatiflere hapsedilmesi ve sulu yemeklerdeki et oranının ölçülemeyecek kadar seyreltilmesi anlamına gelir.
2025'in karanlık ihale dosyası: KİK'ten dönen iptaller
Bugün yaşanan nitelik sorunu ve ihale tartışmaları, İTÜ yemekhanesinin sabıkalı geçmişinden bağımsız değil. 2025 yılı bahar aylarında asıl ihaleyi kazanan Florya firması ile sözleşme imzalanması süreci uzamış, yönetim yemekhaneyi geçici olarak ihaleyi kazanamayan Aşsa'ya devretmişti. İdarenin asıl kazananla sözleşmeyi keyfi olarak iptal etme girişimi ise Kamu İhale Kurumu'nun (KİK) denetimine takıldı.


KİK belgelerinde yer alan tespitler, yönetimin süreci nasıl şeffaflıktan uzak yürüttüğünü belgeliyor:
- İTÜ yönetimi, 20 Mart 2025 tarihinde EKAP üzerinden tebliğ ettiği yazıyla 2.200.000 öğün miktarında önemli bir azalma olduğunu öne sürerek ihaleyi iptal ettiğini bildirdi.
-
İdare ayrıca iptali rasyonelleştirmek için, pazarlık usulü gerçekleştirilen ihalenin birim fiyatlarının, açık ihaleye göre daha ekonomik olduğunu savundu. -
KİK incelemesinde ise, iş miktarındaki olası azalmaların Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 24. maddesi gereğince iş eksilişi yoluyla çözülebileceği, idarenin hizmet ihtiyacının devam ettiği ve iptal kararının somut verilere dayanmadığı kaydedildi. -
Karar metninde açıkça; farklı koşullara sahip pazarlık usulü ihaleler ile açık ihale fiyatlarının kıyaslanmasının tek başına iptal gerekçesi olamayacağı, idarenin dosyasında bu kararı destekleyecek başkaca bilgi veya belge bulunmadığı vurgulandı.
Tarih tekerrür ediyor, faturayı yine öğrenci ödüyor
Tüm bu ihale geçmişine ve maliyet hesaplarına geniş bir pencereden baktığımızda, İTÜ yemekhanelerinde değişen tek şeyin şirket isimleri ve sözleşme tutarları olduğunu görüyoruz. Özelleştirmenin ilk yıllarında yüzde 43 ile 47 bandına çıkan o korkunç indirim oranlarının yarattığı hijyen krizleri ve toplu zehirlenmeler ile 2025'te KİK'ten dönen belgesiz iptaller, bugün yerini çok daha sistematik bir bütçe açmazına bırakmış durumda.
Artık mesele sadece ucuza mal edilmeye çalışılan niteliksiz bir yemeğe katlanmak değil; mesele, kurumsal maliyetleri dengeleme adına kurulan bu çarkın bütünüyle öğrencinin sırtında dönmesi. Günlük 60 TL'ye çıkan öğün ücretleriyle birlikte, öğrencinin kendi cebinden çıkan para şirketin tüm sözleşme maliyetini karşılamakla kalmıyor, kâğıt üzerinde on milyonlarca liralık bir bütçe fazlası yaratıyor. Normal şartlarda kamu bütçesiyle desteklenmesi gereken o masada, öğrenci kendi kısıtlı harçlığıyla koca bir ihaleyi tek başına finanse ediyor. Karşılığında aldığı tek şey ise; porsiyonu küçülmüş, eti kısılmış, besin değeri sıfırlanmış tabaklara mahkum edilmek oluyor.
