
ÖZEL HABER: Kız yurdundaki sapık skandalının bilinmeyenleri, kamera kayıtları ve daha fazlası
İTÜ'de kız yurduna yabancı bir erkek şahsın sızdığı skandalda, meselenin anlık bir zafiyet değil köklü bir sistem sorunu olduğunu kanıtlayan yeni detaylara ulaştık. Şahsın sabahın erken saatlerinden başlayarak gün boyu farklı kapılardan Ayazağa Yerleşkesine girmeyi denediği öğrenildi. Farklı kapılardan defalarca geri çevrilen bir şahsın eşkâlinin güvenlik ağında paylaşılmadığı ihtimalini güçlendiren bu durum, failin günün sonunda bir girişten içeri sızmasıyla üniversitenin güvenlik işleyişini bir kez daha tartışmaya açtı.
arı24 ekibi olarak olayın izini sürdük
İTÜ Ayazağa Yerleşkesi Ali İhsan Aldoğan Kız Yurdu'nda yaşanan ve öğrencileri büyük bir endişeye sevk eden güvenlik ihlalinin perde arkasını araştırdık. Resmi açıklamaların satır aralarında kalan boşlukları doldurmak amacıyla yaptığımız araştırmalar, ulaştığımız kamera kayıtları ve olay gününe ait detaylı zaman çizelgeleri, meselenin anlık bir hatadan ziyade yapısal bir çöküş olduğunu gözler önüne serdi. İşte saat saat o gün yaşananlar ve güvenlik sistemindeki o büyük açıklar...
Üç kapıdan döndü, dördüncüde girdi: 9 saatlik uğraş hiçbir uyarı sistemini devreye sokmadı
arı24 olarak edindiğimiz bilgilere göre şahıs, kampüse ilk olarak sabah saat 08.05’te Arı Kapı’dan giriş yapmak istedi ancak güvenlik görevlileri tarafından içeri alınmadı. Israrlı tutumunu sürdüren kişi, saat 12.00 sularında Nükleer Kapı’dan, gün içerisinde ise İstinyePark karşısındaki yaya girişinden de geri çevrildi. Ancak aynı gün içinde farklı kapılardan yapılan bu mükerrer giriş denemelerine rağmen, güvenlik noktaları arasında koordineli bir bilgi akışının veya ortak bir uyarı sisteminin devreye girmediği anlaşılıyor. Nitekim saatler süren bu denemelerin ardından şahıs, 17.02 sularında Etiler Kapı’dan yaya olarak içeri girmeyi başardı.
Denetimsiz inşaat alanı şahsa kapı araladı
İddiaya göre şahıs, Etiler Kapı yakınında yapımı süren KYK Yurdu inşaatının çalışanlarından biri sanılarak Etiler Kapı'dan içeriye alındı. Failin bu bahaneyle rahatça içeri girebilmesi, kampüsteki inşaat işçilerinin giriş çıkışlarının dahi takip edilmediğini ve sistemin bu noktada da büyük bir açık verdiğini gösteriyor.
Kazan dairesine gitti, bir buçuk saat çıkmadı
İçeriye 17.02'de girdikten yaklaşık yarım saat sonra Ali İhsan Aldoğan Kız Yurdu’nun kazan dairesi girişine giden şahıs, ayakkabılarını dahi çıkarıp bir buçuk saat boyunca kamera açısından kayboldu. arı24 ekibi olarak ulaştığımız kamera kayıtlarında 18.58'de kazan dairesi girişinden ayrıldığı görülüyor.

Yurda bir öğrenci yakını gibi girdi
18.58'de kazan dairesinden ayrılan şahıs, 19.08’de Ali İhsan Aldoğan Yurdu'nun ana girişinden adeta bir öğrenci yakını gibi girdi. Doğrudan lobideki ziyaretçi koltuklarına yönelen fail, kısa bir süre burada oturdu. Yurtlarda 2018 yılından bu yana "ziyaretçi formu" uygulamasının terk edilmiş olması, şahsın lobide hiçbir sorgulamaya maruz kalmadan rahatça beklemesine zemin hazırladı. Bununla birlikte resepsiyonistlerin yurda gelen ziyaretçilerden kimlik talep etme yetkisinin bulunmadığı da öğrenildi.

Mesai değişimindeki resepsiyon boşluğunu fırsat bildi
Saat 19.00'da gerçekleşen nöbet değişimi sürecindeki resepsiyon boşluğunu fırsat bilen şahıs, resepsiyon bankosunun arkasından geçerek öğrenci odalarının bulunduğu koridorlara kadar ulaştı. Bu sayede turnike sistemini kolayca aştı. Bu durum, kampüs içinde dile getirilen eleştirileri yeniden gündeme getirdi: Güvenlik sistemi dışarıdan geleni engellemekte yetersiz kalırken yalnızca içerideki öğrenciyi mi denetliyor?
"Bütçe yok" denildi, personel açığı derinleşti
Yurtlardaki güvenlik yapısına ilişkin detaylar tartışmayı daha da derinleştirdi. Özellikle 2019'daki kadroya geçiş sürecinin ardından, yıllar içinde emeklilik gibi nedenlerle azalan personel sayısının yeri doldurulmadı. Ayazağa Yerleşkesindeki yemekhanelerin özelleştirilmesinin ardından yemekhane personellerinin yurtlara dağıtılması dahi yeterli olmadı. Yönetimin, 'bütçe yetersizliği' gerekçesiyle yeni alımları sınırlandırması ise bu eksikliği kalıcı hale getirdi.
Gece nöbetleri bile tek kişi tutuluyordu
Küçük yurtların yanı sıra kapasitesi oldukça yüksek yurtlarda dahi güvenliğin, gece nöbetleri de dahil olmak üzere uzun zamandır tek personele emanet edilmesi, bugünkü güvenlik zafiyetinin zeminini hazırladı. Hatta tek kişi nöbet tutmanın yarattığı risklerin, yakın geçmiş de dahil olmak üzere defalarca dile getirildiği ancak bu uyarıların karşılık bulmadığı ifade ediliyor.
Teknik arızalar ve zorunlu molalarda kapılar sahipsiz
Tek personelin omuzlarına yüklenen sorumluluklar yalnızca kapı güvenliğiyle de sınırlı kalmıyor. Elektrik kesintileri veya teknik arızalar gibi olaylara doğrudan nöbetçi personel müdahale etmek durumunda kalıyor. Bu tür altyapısal krizlerin yanı sıra, personelin lavabo kullanımı gibi en temel ihtiyaçları dahi yurdun ana giriş noktasının dakikalarca tamamen boş kalmasına, hatta görevlilerinin lavaboya giderken resepsiyonu öğrencilere emanet etmelerine neden oluyor. Görevlinin zorunlu olarak yerinden ayrıldığı bu anlar, yurdun giriş çıkışlarını denetimsiz bırakarak tehlikeye adeta davetiye çıkarıyor.
Güvenlikte kısmi düzenleme: Büyük yurtlarda geceye takviye, gündüz aynı sistem
Yaşanan olayın ardından yurtların güvenlik işleyişinde kısmi bir değişikliğe gidildi. Kapasitesi nispeten büyük olan yurtların gece vardiyalarındaki personel sayısı ikiye çıkarılarak güvenlik artırılmaya çalışıldı. Ancak bu düzenlemeye rağmen, aynı yurtların gündüz mesailerinde ve daha küçük kapasiteli yurtlarda tek personel sisteminin aynı şekilde sürdürülmesi dikkat çekiyor.
Zafiyetin tek sorumlusu personeller mi?
Yaşanan bu olayların ardından okların yalnızca sahadaki personellere çevrilmesi, meselenin yönetimsel boyutunun gözden kaçmasına neden oluyor. Herhangi bir disiplin kurulu süreci dahi işletilmeden personellerin alelacele işten çıkarılması, kamuoyundaki ve öğrencilerdeki tepkiyi hızlıca teskin etmeye yönelik bir "gaz alma" hamlesi olarak değerlendiriliyor. Ortaya çıkan tablo, zafiyetin yurttaki bir ihmalden ziyade kampüs kapılarının güvenliğine ve yurtların işletme modelindeki planlama eksikliklerine dayandığını gösteriyor. Kalıcı bir çözüm üretmek yerine sorumluluğu doğrudan sahadaki çalışana yıkmak, asıl sorunların ve sistemsel hataların üzerini örtme çabası olarak görülüyor. Bu noktada, okul yönetiminin güvenlik ve istihdam politikalarını gözden geçirerek benzer krizleri önleyecek yapısal adımları hayata geçirmesi bekleniyor.
Gözler İTÜ yönetiminde: Kısmi önlem değil, kalıcı çözüm bekleniyor
Tüm bu tablo, Ali İhsan Aldoğan Kız Öğrenci Yurdunda yaşanan sarsıcı olayın münferit bir vakadan ziyade, zincirleme ihmallerin bir sonucu olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Öğrencilerin en temel hakkı olan barınma güvenliğinin böylesine zayıf temellere dayanması kampüs genelindeki endişeleri artırırken, gözler şimdi İTÜ yönetiminde. Alınan kısmi önlemlerin ötesine geçilerek, yerleşke ve yurt güvenliğinin baştan aşağıya, kalıcı ve sıfır risk prensibiyle yeniden yapılandırılması bekleniyor.
